Münafıklarla ilgili Kuran’da bildirilen tüm ayetler, üstün güç sahibi Yüce Rabbimiz olan Allah’ın mümin topluluğu içindeki münafıkları mutlaka ortaya çıkaracağını bizlere haber vermektedir. Münafıklar, kendi düşük akıllarınca ne kadar zeka oyunları yapıp gerçek yüzlerini gizlemeye çalışsalar da, Allah’ın dilediği bir zamanda müminler tarafından mutlaka tanınacaklardır.

Çünkü bu, onların kaderidir. Allah onları bunun için yaratmış ve müminlere imtihan olması için onları müminlerin arasına koymuştur. Kuran’da münafıkların tüm ahlaksızlıkları, akılsızlıklarını, şeytani yöntemlerini ayrıntılı olarak tarif edilmiştir. Münafık, her ne yaparsa yapsın, nasıl tedbir alırsa alsın, ayetlerde Allah’ın bildirdiği bütün münafık alametleri, üzerinde en ince ayrıntısına kadar tecelli edecek ve mutlaka Müslümanlar tarafından deşifre olacaktır. Münafığın, kaderinde takdir edilmiş olan bu gerçekten kaçması mümkün değildir.

Münafıkların ortaya çıkması ve anlaşılması için, mutlaka zorluk anlarında kendilerini açıkça göstermelerine de gerek yoktur. Allah dilerse müminlere, münafıkları tanıma, ikiyüzlülüklerini teşhis etme yeteneği verir. Bu yeteneğe sahip müminler belki tavrını değiştirir ümidiyle münafık karakterli kişilere uzunca bir süre Allah rızası için sabırla, şefkatle, güzel ahlakla yaklaşırlar. Münafık ise müminlerin bu güzel ahlakını gördükçe, onları kandırabildiğini ve kendini gizleyebildiğini sanır ama bu büyük bir yanılgıdır.

Allah, münafıkların asla gizli kalmayacaklarını Kuran’da şöyle bildirmektedir:

“Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah’ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar? Eğer Biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir. Andolsun, Biz sizden çaba gösterenlerle sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız).” (Muhammed Suresi, 29-31)

Münafıklar, her türlü Kuran’la verilen öğütlere rağmen ikiyüzlülük, ahlaksızlık, sahtekarlık, hainlik, sinsilik ve yalancılık konusundaki ısrarları sonucunda, hem dünyada hem de ahirette acıklı bir azapla karşılaşacaklardır.

Münafıklar Dünyada da Büyük Azap Çekeceklerdir

Münafıklar, fitne çıkarmalarıyla birlikte ebedi bir azabı hak ederler. Allah’ın takdiriyle bu azap henüz dünyadayken başlayacak ve ölümün ardından da cehennemde sonsuza dek sürecektir.

Her şeyden önce, dünyada münafıklar için manevi bir azap vardır. Sürekli olarak büyük bir sıkıntı ve korku içinde yaşarlar. Müminlere karşı yaptıklarının ikiyüzlülük olduğunu aslında kendileri de bilmektedirler. Bu nedenle sürekli vicdani huzursuzluk duyarlar. Bu huzursuzluk hayatları boyunca devam eder.

İkiyüzlülükleri deşifre edilmeden önce, müminlerin kendilerini fark etmesinden korkarlar. Müminlerden ayrıldıktan sonra ise, sürekli Allah’ın yaptıkları dolayısıyla kendilerine bir karşılık vereceği korkusu içinde yaşarlar. Kuran ahlakını yaşayan insanların sayısının artması münafıkların korkusunu daha da artırır ve “Belki bir çıkar elde ederiz” düşüncesiyle hareket etmeye başlarlar. Bu nedenle bazı münafıklar, İslam ahlakının yaygın olarak kabul gördüğü dönemlerde, müminlerin yanına sokulmaya ve “biz de sizdendik” gibi sözler öne sürerek onların başarısından kendilerine pay çıkarmaya çalışırlar. Kuran’da münafıkların bu tavrını Allah bizlere şu şekilde haber vermektedir:

Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır. Onlar, müminleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. ‘Kuvvet ve onuru (izzeti)’ onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, ‘bütün kuvvet ve onur,’ Allah’ındır. (Nisa Suresi, 138-139)

Onlar sizi gözetleyip-duruyorlar. Size Allah’tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: “Sizinle birlikte değil miydik?” derler. Ama kafirlere bir pay düşerse: “Size üstünlük sağlamadık mı, müminlerden size (gelecek tehlikeleri) önlemedik mi?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez. (Nisa Suresi, 141)

Peygamberimiz (sav) dönemindeki münafıkların, Peygamber Efendimiz (sav)’in başarılı olduğu savaşlarda ganimetleri elde etmek için de samimiyetsizce müminlere yanaşmaya çalıştıkları şöyle haber verilmiştir:

(Savaştan) Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: “Bizi bırakın da sizi izleyelim.” Onlar, Allah’ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu.” Bunun üzerine: “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayan kimselerdir. (Fetih Suresi, 15)

Görüldüğü gibi münafıklar, müminlerin üstün duruma geçmesi üzerine, yeniden onlara yanaşmaya çalışmışlardır ancak müminlerden asla bir karşılık görememişlerdir.

Münafıklar Ahirette, Cehennemin En Aşağı Tabakasına Atılacaklardır

Münafıklar, yaptıkları tüm bu ikiyüzlülük, fitne ve düşmanlıklarının karşılığında, dünyada tabii ki daimi bir korku ve sıkıntı yaşarlar ama asıl cezalarını ahirette çekeceklerdir. Ahirette münafıklar için ayrılmış olan yer, cehennemin en alt tabakası, yani en çok azabın olduğu yerdir. Kuran’da bu gerçek şöyle bildirilir:

“Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın.” (Nisa Suresi, 145)

Münafıkların en alt tabakasına gidecekleri cehennem, Kuran ayetlerinde şöyle tarif edilmektedir:

“Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; Kendi eşini ve kardeşini ve onu barındıran aşiretini de; Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir: Başın derisini kavurup-soyar. Yüz çevirip arkasını döneni çağırır-durur.” (Mearic Suresi,11-17)

“Orada kendileri için, ‘kemikleri çatırdatan inlemeler’ vardır. Onlar orda işitmezler de.” (Enbiya Suresi, 100)

“(Böylesinin) Önünde cehennem vardır ve (orada) irinli sudan içirilecektir. Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından geçirmeyi başaramayacak, ona her yandan ölüm gelecek, oysa ölmeyecek de. Ardından daha katı bir azap olacak. O gün suçlu-günahkarların (sıkı) bukağılara vurulduklarını görürsün. Giyimleri katrandandır, yüzlerini ateş bürümektedir.” (İbrahim Suresi, 49-50)

Doğrusu, o zakkum ağacı; Günahkar olanın yemeğidir. Pota gibi; karınlarda kaynar-durur; Kaynar-suyun kaynaması gibi. “Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin.” “Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün.” (Duhan Suresi, 43-48)

Münafıkların çekeceği bu azap, ancak yapmış olduklarının karşılığıdır. Çünkü onlar, yalnızca Allah’a kulluk eden müminlere karşı düşmanlık besler, yalan ve hile ile onları aldatmaya, onları Allah’ın yolunda döndürmeye çalışırlar. Onlara karşı inkarcılarla işbirliği yapar, onlara türlü iftiralar atar, onlara kurulan tuzakların arkasında yer alırlar. Müminlerin tutuklanmaları, yurtlarından sürgün edilmeleri, şehit edilmeleri için küfre her türlü istihbaratı sağlarlar. Hiç şüphesiz, Allah’ın sevdiği salih kullarına bu kötülüklerin yapılması ise Allah’ı çok gazaplandıracak tavırlardır.

Münafıkların hem dünyada hem de ahirette çekecek oldukları ceza, yapmış olduklarının karşılığıdır. Bir ayette bildirildiği gibi; “Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmederler.” (Yunus Suresi, 44)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here