‘Münafık tehlikesi’ ve ‘münafıkları etkisiz hale getirmek için verilecek olan fikri mücadele’, İslam alemi için en önemli konulardan biridir. Tarih boyunca, dünyadaki ‘tüm Deccali sistemler, derin devletler, şeytani örgütler ve illegal yapılanmalar’, İslam dünyası üzerinde oynamak istedikleri oyunlarda ve kirli hedeflerine ulaşabilmede ‘münafıkları’ kullanmışlardır. Çünkü münafık karakteri, bu kirli organizasyonların alçakça oyunlarını ve kahpece tuzaklarını uygulayabilmeleri için hayati bir önem taşır. Münafık, alçak, kalleş, kahpe, sinsi, sahtekar ve adi karakterli, psikopat ve manyak ruhlu bir varlıktır. Dürüstlüğe, iyiliğe ve doğruya savaş açmıştır. Ve üzerinde, şeytandan aldığı kahpe bir cesaret de vardır. Çıkarlarına ulaşmada, kural tanımaz. Ahlaksızlıkta tanıdığı hiçbir imani, ahlaki, etik ya da insani sınır yoktur. Gözü dönmüştür. Çıkar için her türlü alçaklığı yapmaya, her türlü pis oyunu oynamaya hazırdır.

İşte bu alçak ve şeytani ruhu nedeniyle de, Deccali güçler, derin devletler ve illegal örgütlenmeler için münafık, adeta biçilmiş bir kaftan gibidir. Zira kirli işlerini yaptırmada en pervasız, hayasız ve ahlaksız yapıyı münafıklarda bulurlar. Bu nedenle tarihin başlangıcından bu yana, gelmiş geçmiş tüm şeytani yapılanmalar münafığı bulunmaz bir fırsat olarak nitelendirmiş ve tüm pis işlerinde ve şeytani planlarını uygulamada, hep münafıkları kullanmışlardır.

Ne var ki şeytani yapılanmaların bu talebi tek taraflı değildir. Münafık da, kendi sinsi planları doğrultusunda, sığınabileceği ‘küfri bir güç’ bulma arayışındadır. Karşısındaki güç, ne kadar büyük bir yapılanmaysa ve dünya çapında ne kadar büyük bir etkiye sahipse, münafık da onu gözünde o oranda büyütür. Ancak münafığın aradığı ‘legal ve dürüst bir güç’ değildir. Çünkü dünyada eninde sonunda küfrün hakim olacağına inanır. Dolayısıyla da mutlaka onların safında yer alması gerektiğini düşünür. bu yüzden de kendisi gibi, çıkarlarına kolay yoldan ve sinsilikle, oyunla, entrikayla ulaşan; alçaklıkta, kahpelikte, adilikte sınır tanımayan ‘şeytani bir yapılanmaya’ sığınmak ister. İşte bu iki taraflı talep sonucunda da ortaya, tarih boyunca her devirde etkisini göstermiş ‘kahpe, alçak ve şeytani bir ittifak’ çıkar.

Derin devletler, İslam dünyasında oynamak istedikleri her alçakça oyunda ve her türlü pis işlerinde münafıkları kullanmış, onların içten verdikleri şeytani destek ile, Müslümanlara karşı kahpece düzenler kurmuşlardır. Ülkelerin yıkılmasında, parçalanıp bölünmesinde ve ele geçirilmesinde bu şeytani yapılanmalar hep münafıkların içteki gücünden istifade etmişlerdir. Tarih boyunca devlet liderlerine tuzak kurarken, politikacılara baskı yapıp yönlendirirken, istedikleri kişileri görevden aldırıp yerine kendi yandaşlarını getirirken onlara en büyük desteği veren yine hep münafıklar olmuştur.

ADNAN OKTAR: “Dünya Derin Devleti, İslam alemindeki münafıkları tek tek seçer. Biz nasıl Müslümanı anlayıp seçiyoruz, değil mi? Takva insan, güzel insan, güzel ahlaklı, vicdanlı insan arıyoruz. Dünya Derin Devleti de, “Bu milletin içinde en ahlaksız, en haysiyetsiz, en şerefsiz, en pislik, en yüzü kara, kulağı kesik, her türlü haysiyetsizliğe yatkın, ne kadar kendini beğenen, egoist, bencil, psikopat, manyak karakterli, ruhu karanlık İblis varsa, gidip araştırın, bize haber verin” der.

madde, new scientist

Bunları da adamlar arayıp bulur. Onlar zaten kendini gösterir, “Ben şeytanım” diye bağırırlar. Çünkü onlar da reklama meraklı olurlar. “Burada şeytan var, haberiniz var mı?” diye haber verir. Hadiste diyor ki, “Deccal şeytanları çağırır.” Demek ki var, hazır ki, çağırıyor. “Onlara gidin insanların Rabbi olduğumu söyleyin der” diyor. “Onlar da dünyaya dağılır her türlü pisliği, melaneti, kötülüğü insanlara anlatırlar ve yayarlar.” Yani Müslümanların başına bela olmaya çalışırlar, küfre yalakalık yaparlar, Deccaliyeti de dünyaya hakim etmek için uğraşırlar. Ama tabii bu Deccaliyet Hz. İbrahim (as) devrinde de var, Firavun devrinde de var, Hz. Nuh (as) devrinde var; her devirde var. Şeytanlar gidiyor aynı zamanda Deccali buluyorlar. Diyorlar ki şeytanlar Deccal’e, “Ne istersen söyle yapalım”, yani yalakalık yapıyorlar. Yani o onları bulmuyor, aynı zamanda onlar da onu buluyorlar, tek taraflı değil. O da “Hadi gidin insanlara benim onların Rabbi olduğumu söyleyin” deyip her birini bir tarafa salacak, yani görevlendirecek. Artık o onun elemanı oluyor; derin devletin casusu ve elemanı oluyor. Bunu kim söylüyor? Bunu Medineli Allame Muhammed Bin Resul El-Hüseyin El-Berzenci. Kürt asıllı, büyük bir alimdir, asrının müceddidi ve müçtehitidir. Kıyamet Alametleri isimli ünlü eserinde söylüyor. Sayfa 212-213.”  (A9 TV, 9 Şubat 2016)

… ŞEYTANLAR ONA: “NE İSTERSEN SÖYLE, YAPALIM!” diyecekler. O da: “Haydi gidin, insanlara benim onların Rabbi olduğumu söyleyin!” deyip HER BİRİNİ BİR TARAFA SALACAK… (Allah’ı tenzih ederiz.) (Medineli Allame Muhammed B. Resul El- Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 212-213)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here