MÜSLÜMANLARIN YANINDAN AYRILDIKTAN SONRA MÜNAFIĞIN GÜNLERİ NASIL GEÇER?

1- Münafıkların Müslümanlardan ayrıldıktan sonraki ana konuları Müslümanların ne yaptığını izlemek, onların haberlerini soruşturmak, onlar hakkında bilgi almaya çalışmak, onların faaliyetlerini takip etmektir. Televizyon yayınlarını, internet paylaşımlarını, sohbetlerini kelime dahi kaçırmadan dakik bir şekilde takip eder, izler, okurlar. Allah Kuran’da münafıklar hakkındaki bu değişmez kanunu şöyle haber vermiştir:

Onlar sizi GÖZETLEYİP-DURUYORLAR… (Nisa Suresi, 141)

… çölde bedevi-Araplar arasında olup SİZİN HABERLERİNİZİ (ORADAN) SORMAYI CİDDEN ARZU EDİYORLARDI. Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı. (Ahzab Suresi, 20)

2- Münafıklar Müslümanlardan ayrıldıktan sonra, bir daha İslam’ı tebliğ etmeye, Kuran ahlakını yaşamaya, anlatmaya, yaşatmaya asla önem vermezler. Zaten Müslümanların yanında oldukları dönemlerde de Allah’ı anmaz, Kuran ayetleriyle konuşmaz ve Kuran ahlakını yaşamazlar. Hatta Müslümanlar Kuran okuduklarında o ortamlardan kaçar, dinlemek istemez. Ayrıldıklarında ise sadece Müslümanlar aleyhinde kullanabilme arzusuyla bazı Kuran ayetlerini okur ve şeytani bir mantıkla bu ayetleri yorumlarlar.

Ki onlar, Beni zikretme (konusun)da gözleri bir perde içindeydi. (KURAN’I) DİNLEMEYE KATLANAMAZLARDI. (Kehf Suresi, 101)

3- Münafıklar Müslümanların yanından ayrıldıktan sonra küfrü artık kendi müttefikleri olarak görmeye başlarlar. İman etmeyen, din karşıtı insanlar, Müslümanlara karşı alçakça mücadele veren küfür odakları artık münafıkların en yakın dostları, işbirlikçileri haline gelir. Onlarla birlikte hareket ederek Müslümanlara nasıl zarar verebileceklerinin planlarını yaparlar. Küfre İslam’ı tebliğ etmek, onları Müslümanlığa yaklaştırmak gibi bir istekleri ve çabaları ise asla olmaz. Aksine münafıklar küfrün içine daha da çok girer ve küfrün adamı olarak yaşarlar. Ancak bu da, Allah’ın küfre verdiği tüm belaları münafıklara da isabet ettirmesiyle sonuçlanır.

Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.
Bizim ayetlerimizi yalanlayabildikleri kadar yalanlıyorlardı.
Oysa Biz, her şeyi yazıp saymışızdır.
Şimdi tadın. Size artık azaptan başkasını arttırmayacağız; (Nebe Suresi, 27-30)

4- Münafıkların bir araya geldikleri ortamlarda İslam’a dine Müslümanlara faydalı tek bir kelime konuşulmaz. Tek konuları Müslümanlar aleyhinde ne tür faaliyet yapabileceklerinin planlarını kurmaktır. Ancak Allah bu münafıkların bu şeytanlıklarının, tam tersine, ‘onların Müslümanlar için umdukları tüm kötü felaketlerin, asıl münafıkları sarmasıyla’ sonuçlanacağını bildirmiştir.

Bedevilerden öyleleri vardır ki, infak ettiğini bir cereme sayar ve SİZİ FELAKETLERİN SARIVERMESİNİ BEKLER. KÖTÜ FELAKET ONLARI SARSIN. Allah işitendir, bilendir. (Tevbe Suresi, 98)

5- Münafıklar Müslümanlardan ayrıldıktan sonra, temiz ahlaklı güzel huylu, iyi niyetli insanlarla bir daha hiç bir araya gelmezler. Yalnızca kendileri gibi ahlaksızlıkta şeytanlaşmış münafıklarla bir arada olmaktan hoşlanırlar.

Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. ONLAR ALLAH’I UNUTTULAR; O DA ONLARI UNUTTU. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır. (Tevbe Suresi, 67)

6- Münafıklar tüm günlerini, çevrelerindeki münafıklarla birlikte, Allah’ı unutarak, ahireti asla düşünmeyerek, Allah’tan korkmayarak, Kuran’ı yaşamayarak geçirirler. Harama girmekte müthiş pervasızdırlar. Allah’ın farz kıldığı ibadetleri de Müslümanlardan ayrılır ayrılmaz terk ederler.

Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah’ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı ancak çok az anarlar. (Nisa Suresi, 142)

(Allah da) Der ki: “İşte böyle, SANA AYETLERİMİZ GELMİŞTİ, FAKAT SEN ONLARI UNUTTUN, bugün de sen işte böyle unutulmaktasın.” (Taha Suresi, 126)

7- Müslümanlardan ayrıldıktan sonra münafıkların zaten nursuz ve meymenetsiz olan ‘yüzlerini daha da iğrenç, daha da şeytani, cehennem karanlığı gibi bir zillet kaplar’.

Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır. Kötülükler kazanmış olanlar ise; her bir kötülüğün karşılığı, kendi misliyledir. BUNLARI BİR ZİLLET SARIP KAPLAR. Onları Allah’tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu yok. Onların YÜZLERİ, SANKİ BİR KARANLIK GECENİN PARÇALARINA BÜRÜNMÜŞ GİBİDİR. İşte bunlar ateşin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır. (Yunus Suresi, 26-27)

Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar -Allah’ın ipine ve insanların ipine (ahdine) sığınanlar başka- ONLARA ZİLLET (ZORLUK DAMGASI) VURULMUŞTUR. (Al-i İmran Suresi, 112)

8- Allah münafıkların şuurlarını tam olarak kapatmıştır. Artık söylenen Kurani sözleri anlamaz, Müslümanca açıklamaları kavrayamaz, haktan yana hiçbir gerçeği göremezler. Kalpleri artık İslam’a karşı, asla açılmayacak bir kilitle kapanmıştır.

ONLAR, ALLAH’IN, KALPLERİNİ, KULAKLARINI VE GÖZLERİNİ MÜHÜRLEDİĞİ KİMSELERDİR. Gafil olanlar onların ta kendileridir. (Nahl Suresi, 108)

Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. BUNLAR HAYVANLAR GİBİDİR, HATTA DAHA AŞAĞILIKTIRLAR. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)

9- Münafıklar Müslümanlardan ayrıldıktan sonra münafıklıklarını gizleyebilmek için, ‘Biz hakkın savunucularıyız’ diye yalan söylerler. Oysa ki Allah asıl fesatçı, asıl şeytan, asıl fitneci, asıl ahlaksız ve İslam düşmanı olanların onlar olduğunu bildirmiştir.

Kendilerine: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde: “BİZ SADECE ISLAH EDİCİLERİZ” DERLER. BİLİN Kİ; GERÇEKTEN, ASIL FESATÇILAR BUNLARDIR, ama şuurunda değildirler. (Bakara Suresi, 11-12)

10- Münafıklar küfürden de destek alıp, tüm günlerini, imkanlarını, vakitlerini Müslümanlara zarar vermeye adarlar. Ancak bunca gayretlerine rağmen, Allah akıllarını aldığı için her yaptıklarıyla İslam’ı Müslümanları güçlendirir, Müslüman toplumuna maddi manevi kesintisiz olarak fayda sağlarlar. Bu da onların asla dindiremedikleri iç acısı, yüreklerini kavuran en büyük ızdıraplarıdır.

Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İŞTE ONLAR, ŞEYTANIN FIRKASIDIR. DİKKAT EDİN; ŞÜPHESİZ ŞEYTANIN FIRKASI, HÜSRANA UĞRAYANLARIN TA KENDİLERİDİR. (Mücadele Suresi, 19)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here